bir adım...

12/3/2009

Kaybettiklerine üzülürken insan
Acaba farkında mı asla kazanamadıklarının
Postmodern dünyada, postmodern aşklarda...
Galiplerin sürrealist doğrularını
"Diğerlerinin" dünyasında seslendirdikleri
Kimseciklerin ise diğerleştikleri
Farkında olamadan etrafın
Ne kadar da bayağılaştığından...
Sadece ufka bakar olurken,
Görünmemesi etrafın
Kimin hatası?
Dış yüzün soyulup, gizlerin bulunmaması ya da,
Kolaycılık değil midir
Bir adım atmak varken...

Bir deniz feneri gibi...
Zamandan bağımsız yalnızlık
Dalga seslerinden oluşan
Fısıltılarla dolu...
Sorgularken hayatı
Etrafa bakan
Hiçbir şeyin görmeyip
Her şeyin görüldüğü,
Bucaksız mavilerin
Gece karanlığıyla kardeş olduğu
Umarsız fırtınaların zaman zaman
Üzerinden geçtiği
İnsanların uzaktan bakıp bakıp
Asla "gel" demediği...
Hep orda olurken
Nerde olmak istediği
Önemsenmeyen...
Issızlığı kendisinden değil
Zincirlerinden olan,
Kırmak için çabaladıkça dolanan...
Uzaklarda ararken kendini
Yakınlarda bile bulamayan...
Bir deniz feneri gibi...

aynı hayatlar

9/12/2008

Akıntılar vardı yaşamda
İnsanların sürüklenmemek adına,
İçinde,
Mücadeleleri olan
Kıyıya çıkanların yalnızlığıyla,
Sürüklenenlerin mutsuzluklarıyla,
Bezenen...
En sonunda,
Aynı omuzda ağlamakla son bulan
Hayatlar...
Farkılıkları,
Sadece isimlerden ibaret olan...

uzak ülke...

4/11/2008

Gitmeli bu yerden
Bir hüzün diyarına
İçinde gözyaşı nehirleri
Acı yosunları olan
Uzak ülke...
Ama asildir yalnızlık
Giymeli şık bir ceket gibi...

bir daha...

6/8/2008

Gözlerini kapattığında bir vakit
Güz yaprakları düştü, sevdam dağıldı
Bir bulut indi şehrin üzerine
Uzaklar seni çağırdı, bu felaketimdi
Güz yağmurları yağıyordu sessizce
Geceye yıldızlarını saçıyordu bir el
Sevdalılardan başka gören olmadı
Uzandım sana doğru, bir çiçeği koklar gibi
Açacağın anı bekledim göz kapaklarının
Kipriklerinin kırpıştığını farzettim
Bir ihtimal yüzün dönecekti bana
Eski günlerden bakacaktı gözlerime
Yıldızlar düştü yağmur sularını içmiş
Karanlık saçlarında ışıl ışıllardı
Gece kelebekleri dönüyordu başında
Sonra dökülen kanatlarında damla damla
Hüznün çiçeklerinin kokusunu taşıyordu
Gitme diyordum sadece sana
Gitme..uzaklarımda bir şehir değil bu
Ha dediğimde gelemem, dayanamam da..
Her ayak sesin de sensin desem
Her çalan kapıya koşsam..
Ellerim pencerenin pervazında
Sokağa baksam karanlıklar da
Sonra yağmurlar da çıksam
Perişan ayaklarımla yürüsem
En kuytusunda zamanın..
Sana gelincikler toplasam
Yokluğuna, getirebilir miyim
Suskunluğum,
Burdan ötelere taşır beni
Bir daha böyle,
Konuşamam...

kızgın zaman...

30/5/2008

Daha verecek
Taşkın sevgisi varken yaşama
Eğretiliğiyle sırıtan gölge oldu
Varsıllığı
Bir kadının
Gezgin duygularının
Sarkan dudaklarına...
Issız şehrinin
Karanlıklarında,
Dokunurken yalnızlık
Ödlek dudaklarıyla
En durgun yüreğin/ koynuna
Çetin, bir aldanışın
Tuzağına düştü.
Baştan çıkaran
Özgün ruh gerçekliğinde
Yabancı ve uzak
Baktı/
Yaşam söylemine
Kızgın zamanın
Miskinleşen çöküşünde...