canlara...

13/5/2006

Hayatı anlamak ne kadar güç.  Özelliklede hayatın farklı cinsiyetler verdiği küme içinde kalan kısımlarını. Dürüst olmak neden hep kaybettirir? bir şeye iyi bir şekilde başlamak genelde neden hüsranı getirir? Bunları anlamak benim aklımın sınırları dahilinde değil sanırım. Her şeye  bir sebep aramamak gerekiyor sanırım. Şu ve bunun gibi cümleleri asla kullanmaka gerekiyor galiba; “ İşte bu, sanırım aradığım kişi bu” , “ Seni sevmeye başladım” Tabi bazende bazı cümleleri çok fazla ama istendiğinde yazılı metinlerinizde bile bulundurmalısınız    İşte hayat bu.Sevdiğin kadar sevilmiyorsun. Öyle olmadığını ispatlama fırsatında olmuyor. Akış başladığında ona yol vermek mi lazım yoksa önünde ufacıkda olsa bir taş mı atmak lazım? Yinede hayatta her şeyin bir şansı bir ihtimali vardır tıpkı kırk dört milyonda bir olan sayısal lotonun size çıkma şansı gibi.

 

 

          

Hepimiz istemediğimiz veya sevmediğimiz bir durum olduğunda bunun hemen bitmesini,durumun istediğimiz gibi olmasını istedir değil mi? Peki bunun gerçekleşmesi bize ne kazandırır veya ne kaybettirir bunu hiç düşündünüz mü? Bende düşünmezdim aslında, ne de olsa bizi bekleyen güzelliklerden, istediğimiz şeylerden kim kuşku duyabilir ki? Sanırım şu an itibariyle ben bu kuşkucular kesimine kendimi dahil ediyorum. Güneşi hasretle bekleyen ben; meğer kendi güneşinin batışına yetişecekmiş. Evet elimde bir güneş var ama batmaya çalan. Tıpkı bitmeye yakın ömür gibi; kendini baharında sanarken meğer sen kışına kavuşmuşsun bile. Güneşin batışı hep güzeldir değil mi? Peki ya kendi güneşinizin batışı? Yağmurların kıymetini bilmek lazım çünkü güneşin ne yöne baktığını en iyi onlar gizliyor…

http://www.ntvmsnbc.com/news/361685.asp  sorunuzun cevabı burda... insanları kotalayıp sınırlayan telekom kendi hatalarınıda sınırlayabilse keşke...

sevgi ve hayat...

16/2/2006

sevginizi nasıl ifade etmek isterdiniz?

platoniklik...

15/2/2006

İnsan neden hep ulaşamayacağı şeyleri ister? Belkide cevabı çok basittir; ulaşabileceğin şeyleri istemene gerek yok ki! Evet belki böyle diyebiliriz.Küçükken çoğumuz birşey için dakikalarca ağlayıp elde ettikten sonra sadece 1-2 dakika oyalanmaz mıydık? Aşk içinde böyledir sanırım. Hiç tanıamdığımız,konuşamdığımız bir insana aşık olmak ne kadar kolaydır değil mi? Onun hatalarını hiç görmeden kabullenmek herkes için kolay bir yol ama etrafımızda tanıdığımız hatalarını bildiğimiz bir insana aşık olabilmek zordur değil mi? Herkes ilişkilerinin ilk zamanlarında ki o büyüyü aramaz mı ilişkinin bitmesine kadar geçen süre içinde. Sanırım bu bitmeyecek bir döngü. Nerden mi aklıma geldi? Belki ilerde söylerim :) 

Bugün sokaklar daha bir mutlu,daha bir güzel geldi bana. Etrafta dolaşan çiçekçiler,dükkanlarındaki sevgililere özel ürünleri sergilemeye çalışan insanlar,sevgilileriyle mutlu mesut dolananlar, bugün sevgililer günü olduğundan dolayı sevgilisiyle dolanmak zorunda kalanlar, sevgilisi olmayıp hızlı hızlı ve ürkek bakışlarla kalabalık yerlerden uzak kalmaya çalışan buruk insanlar, evet sevgilim yok ohh ne olacak deyip içi kan ağlayan insanlar,gerçekten takmayan insanlar,böyle bir günün varlığından haberdar olmayan insanlar.... daha niceleri sadece görebildiklerimi yazıyorum. Ben mi? Bende içi buruk ama belli etmemeye çalışan insanlardanım galiba, kim bilir. Her ne olursa olsun, yağmurda yağsa, karda yağsa, sevgilisi olmasada insanın, bugün güzeldi...