lütuf...

24/2/2008

Geçiyor geri gelmeyecek olan...
Bagır bagıra bildigin kadar.
Sarılıp kalması lazım
İnsanın zavallı bedenine
Bir lutufmuş meger
Unutmak,
Acıları ve önemlisi aşkları...

dal parçası...

14/2/2008

Kırık bir dal parçasına tutunan umutlarım
Ayakta mısınız hala ilk günkü gibi
Öyleyseniz eğer sizi kutlarım
Yoksa kırılmakta mı heyecanlarınız
Düşme korkusuyla mıdır hezeyanlarınız
Görülmekte midir uçurumun dibi
Kapattınız mı gözlerinizi yaşama
Belki de bakamıyorsunuz hiç yarınlara
Hayır hayır korkak olmayın böylesine
Bükmeyin boynunuzu
Kulak verin ince ve fakat bir o kadar da kararlı sesine yaşamın
Kırık da olsa bir dal parçası
Yapışacaktır ana gövdesinin ensesine
Ve de kurumamışsa liflerindeki özsuyu
Elbetteki gün de geçer güneş de batar
Oysa o sapına dek tutunacaktır hayata
Ta ki doğan güneşle yeni umutlar filizleninceye kadar

karlar...

14/2/2008

Kar topluyor bu hava
Gözlerinden anlıyorum sevgilim
Fırtına öncesi sessizlik
Çiziyor yüreğimi
Kan revan içindeyim kendi ellerimde
Dokunamıyorum
Uzaklaşıyorum bir adım daha öteye
Hapsettikçe büyüyor korkularım
Yaklaşamıyorum kendime
Kurşuna diziliyorum her gün
Çığlığınla uyanıyorum kabusumdan
Göğü çekiyorlar üzerimden
Toprak kayıyor sanki yerinden
Durmaksızın sana koşuyorum labirentimden
Kar topluyor bu hava...
Sözlerinden anlıyorum hayatın
Duyuyorum içinden bile geçiremediklerini
Dokunabilsem içindeki yangına
Eriyecek karlar yağmadan daha
İstediği kadar kar toplasın bu hava
Dokunabilsem sana...

imgeler dili...

4/2/2008

Takılıp aşka
Yitirilmiş aklın acayip gösterisi,
Garip bir hüznü barındırıyordu içinde.
Kimi zaman
Düşler gördürürdü imgeler dilinde.
Belleği örse yatırıp,
Çekiçle döven
Kelimeler kaldı geriye...

Önce bulutlar kararır gökyüzünde
Sonra bir yağmur yağar ki sorma
Sağanak altında kalmış kuş
Çarparak yağmur damlalarına
Sığınacak bir yaprak arar ...
Dalda sinmiş bir başka kuş
Ve saçaklara sığınmış insanlar
İnsanlar kahrolmuş
Kısım kısım yalnızlıklar yağıyor
Islak hikâyeler üstüne
Kırık ikindilerde bir yalnız adam
Ağlıyor özlediklerine
Islak sokaklarda sırılsıklam
Bin pişman bilir misin? Söylediklerine
Eller cebinde aylak aylak
Kurduğu hayallere dalıyor
Ve yağmurlar arasında bir adam
Öylesine kalakalıyor
Kaç bahar dayanacak bu hasrete
Kaç yaz geçer onsuz bilinmez
Kaç gece bekleyecek sabahı
Bu yürek kaç kez dayanacak
Bilinmez ne zaman biter günahı
En kırık saatleri olacak bu saatler
En kırık saatlerde gelirmisin
Her zaman beklendiğin
Otobüs durağına
Dağlardaki kızıllığa bakma sen
Hasret en yaralı yeridir hikâyenin
Ayrılıksa sonuçsuz bir son
Hep sabır sarılmıştır yaprağına
Ne zaman bir kızıllık sarsa dağları
Yüreğimde ılık bir sızı
Gözler kan çanağı kırmızı
O kadar çok söylemişim ki sahilde
Martılar ezberlemiş artık
Dillerden düşmeyen şarkımızı...

bulut...

4/2/2008

Hasretiyle yandığım denizlerde
Kül olmuş toprakta, bak gri ve sonsuz
Süzülürken üveyiklerin semada
Sen dalgaydın
Sen tohumdun
Sen bulut…
Yeşiller sarmıştı bir zamanlar ovanı
Sular örslenmiş dövmedeydi tunç gibi taşları
İnsan boyu başaklar altınlanmış
Sen maviydin
Sen sarıydın
Sen kırmızı…
Şimdi bin hüsranla ansam da seni
Mazimde bile hayal meyalsin
Bir acıklı memleket türküsü olmuşsun
Dağın taşın hep bir ağızdan söylediği
Şimdi bin hüsranla anarken seni
Sen ağıtsın
Sen matemsin
Sen umut…